Bilmukabele

Gözde - The undateable

Bu kadar kısmetli bi dönemimden bu kadar kimseye teğet geçmeden çıkabildiğim için tebrik kartlarınızı posta kutuma bekliyorum. Çok inandığım kişi bile beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Böyle böyle bileniyoruz, sonra Nemrudun Kızı olunca suç bize kalıyo. Öyle ‘efendi’ öyle anlayışlı ki beyimiz bi ağız tadıyla kavga edip laf bile söyleyemedik ve bi insan karşıdan gelen bunca kavga tahriğine rağmen bu kadar sakin kalabiliyosa ya peygamberdir ya da gerçekten artık bişey hissetmiyodur. Saf kızımız da kapamış kapılarını ‘efendi’ katibini bekliyo. ‘Artık hissetmiyodur’ demişken sadece mesafe birbirine karşı hislerini bilen ve bu kadar iyi anlaşan iki insanı ayrı koyabilir mi? Şayet öyleyse bende neden bi duygu değişimi olmadı? Üstelik söylediğim gibi bunca caydırıcı aday peydahlanmışken. O kadar ‘efendi’ ki sürekli çok değer verdiğini dile getirip aslında artık bişey hissedemediği için bana acıdığını gösteriyo. Ben de kendisine en ‘hanımefendi’ bedduayla, alkışlar eşliğinde yol veriyorum: ”Dalında baykuş ötsün sebep!” :D


O kadar sade ki duygularım.
Kırılgan bir köprüden sana doğru yürüyorum.
Sana ulaşamazsam, sesim ve kelimelerim sana değmezse ve sen bana bir daha dokunamazsan, işte o zaman, korkarım sonsuz ve sensiz bir boşluğa yapayalnız düşeceğim.
Beni tut.
Beni her şeye rağmen tut.

Oruç Aruoba (via biratinyalnizligi)

Bütün Oruç Aruoba ve Ahmet Altan okumayanlar atlamış google’dan copy paste yaptı heralde bu postu hazırlayan zat, yazı aslen Ahmet Altan’a ait.